trexta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trexta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2012 Çarşamba

SADAKA DEĞİL TOPLUSÖZLEŞME İSTİYORUZ!


HAKLARIMIZ VAR! ADİL VE ŞEFFAF BİR MAAŞ ARTIŞI,

İNSANCA YAŞANABİLİR BİR ÜCRET İSTİYORUZ!

Bu ay maaşlarınıza zam yapıldığını öğrendiniz. Bir kez daha çaresizce ne kadar zam alacağınızı beklediniz ve öğrendiğinizde kabul etmekten başka bir yol bulamadınız. Birçoğunuz haksızlığa uğradığınızı, yeterli zam alamadığınızı düşünmekte veya kendinizi benzeri işi yapan diğer arkadaşlarınızla karşılaştırmaktasınız.

Maaş zamları sendikasız işyerlerinde işçiler arasında ayrımcılığın en fazla gösterildiği meseledir. Sendika olmadığı için işçilerin maaşları hakkında talepte bulunmaları ve pazarlık yapmaları mümkün olamaz. Sendikasız olduğunuz için hiçbir söz hakkınız olamaz, en fazla sitemde bulunabilirsiniz. Oysaki yasalar size hak vermektedir. Bu haktan neden yararlanmıyorsunuz? Hem Türkiye'deki yasalar hem de Trexta'nın müşterileriyle imzaladığı uluslar arası anlaşmalar, işçilerin ücret artışının ADİL ve ŞEFFAF olmasını emretmektedir. Herkesin bildiği belirli kriterlerle maaş zammı yapılmalı, herkes daha zam olmadan ne kadar ücret beklediğini hesaplayabilmelidir. Şayet sendikalıysa işçiler, kendi aralarında anlaşarak hak ettiklerini düşündükleri daha yüksek bir zam için de pazarlık yapma hakkına sahiptir.

Ancak fabrikanızda adil ve şeffaf şekilde maaş artışları olmamaktadır. Tam tersine ayrımcılık yapılmakta, işçiler kendi içlerinde bölünmekte, işçilerin birbirlerine rakip olmaları için bu maaş artışları kullanılmaktadır. Zaten her gün saatlerce çalışmanız karşılığında düşük ücret almakta ve maaşlarınızı da yarımşar halde almaktasınız, bir de üstüne maaş zamlarını da sizi sömürmek ve istismar etmek için kullanmaktalar.

Bu oyuna gelmeyin. Yönetimin haksızlıkları sürdürmesi için sizin birlik olmanızı engellemesi gereklidir. Oysaki en fazla zam alan arkadaşınız dahi bir önceki maaşından 30 TL-60 TL fazla alacaktır veya çok zam alan az zam alandan 20-30 TL fazla alacaktır. Yani aranızda ciddi bir fark yoktur. Ustaya, yönetime yakın olduğu için fazla zam alanla hakkını bilen, bilinçli işçinin aldığı düşük zam veya alamadığı zam arasında ciddi bir fark yoktur, hepiniz aynı şartlarda yaşıyorsunuz. Dünyanın her yerinde satılan ve beğenilen ürünler üretiyorsunuz, Trexta firması milyonlarca dolar kazanıyor (2010 yılında 20 milyon dolar ihracat yaparak Bakandan ödül almıştır) ama sizler açlık sınırının altında ücret alıyor, yoksulluk içinde yaşıyor, borçlarınızı ödemekte zorlanıyor, çocuklarınızın ihtiyaçlarına yeterince cevap veremiyorsunuz.

Maaş artışlarındaki adaletsizliği sendikamız Trexta'nın müşterilerine de taşıyacaktır. İmzaladığı anlaşmalara uymadığını gösterecektir. Yasal anlamda da başvurularını yapacaktır. Zam oranlarını önümüzdeki ay dönem bildirgesini aldığımızda hepimiz göreceğiz. Merak edenlere sendikamız herkesin maaşını açıklayabilir. Bordroları saklamaya zorlanamazsınız. Bu yasal değildir. Herkes bordrosunu gösterebilir. Sizden bordronuzu göstermemenizi istemeleri oynadıkları oyunun açığa çıkmaması içindir. İşçilerin nasıl kandırıldığını, sömürüldüğünü anlamamanız içindir.

Çözüm sizlerin ellerindedir. Sizin gerçek enflasyon oranında zam almanız, adil ücret artışlarına sahip olmanız, sizin ücretiniz için pazarlık yapmanız, sizin ikramiye, çocuk yardımı, erzak ve yakacak yardımı ve çok çeşitli sosyal haklara sahip olmanız hakkınızdır. Bunlar lüks değildir. Yasaların verdiği haktır. Sizler neden bu haklardan yararlanmayasınız, neden yıllarca yaptığınız gibi haksızlıklara uğrayasınız? Çalıştıkça borçlanmak, güvencesiz şartlarda çalışmak, yarınından emin olamamak kaderiniz değildir.

Adil bir maaş için ve hakkınızı alabilmeniz için, işverenle pazarlık yapabilmeniz için birlik olmanız, birlik olmanız için sendikalı olmanız şarttır. Gelin, siz de her geçen gün büyüyen sendikamıza katılın, sendikamızla tanışın, sendikamızın toplantılarına gelin. Siz de yasaların verdiği haklardan yararlanın, toplusözleşme imzalamamız için gereken sayıya ulaşalım, çocuklarımız için geleceğimiz için hayırlı bir iş yapmış olalım.

Sendikamızın çalışmaları sonucunda fabrikanızda belirli şartlar düzelmiştir. Artık 24 saat, gece geç saatlere kadar çalıştırılmıyorsunuz, mesailerinizi alıyorsunuz. Ama bunlar yetmemeli, haklarınız çok daha fazla. Maaşlarınız düşük, kreş yok, iş güvenceniz yok. Yönetim eski alışkanlıklarını sürdürmek istemektedir. Bu nedenle ayrımcılık yapmakta, dedikodular yaymakta, zaman zaman işçi arkadaşlarınıza tehditler savurmaktadır. Onların daha fazla ileriye gidememelerinin nedeni sendikada birleşen bilinçli işçiler sayesindedir. Ancak halen almamız gereken yol vardır. İnsanca şartlarda çalışmak için, yasaların bizlere verdiği söz hakkından yararlanmak için, toplusözleşme için, kreş için, adalet için, sömürüye ve tehditlere son vermek için sendikalı olun!

Sevgili Trexta İşçileri,

İşten çıkarılan sendikalı işçilerin davaları sürmektedir. Geçen hafta Gülcan Bilim'in davası görülmüş ve dava Mart ayına ertelenmiştir. Davada yönetimin yalanları açığa çıkmış, Gülcan arkadaşımızın hakkı savunulmuştur. Sendikalı olan ve işten çıktığı için dava açan tüm arkadaşlarınız davalarını kazanacaktır. Bu oldukça nettir. Yalanlarla ve dedikodularla, sömürü ve istismarla sizler üzerinde baskı kuranlara inanmayın. Yüzünüzü birbirinize dönün, birlik olun. Haklarınıza sahip çıkın!

DERİ-İŞ SENDİKASI


0530 781 6037 trextadasendika.blogspot.com www.deri-is.com info@deri-is.com


8 Şubat 2012 Çarşamba

International Transport Workers' Federation's Letter to Trexta Employer, Attila Kutbay

To the urgent attention of:

Attila Kutbay, CEO
TrextaTrexplas Plastic & Metal Injection & Mould Manufacturing Facility       
Hadımköy Yolu, Karaağaç Köyü 2407 parsel
34555 Büyükçekmece / İstanbul / TURKEY

Via email and fax:
attila.kutbay@trexta.com
Fax. +(90) 212 438 0117
                                                                                                                               

London, 7 February 2012

MU/dt


Dear Sir

Re: Violations of workers’ rights at the Trexta manufacturing facility in Çerkezköy, Turkey.

I am writing to you on behalf of the five million members of the International Transport Workers’ Federation, one of the worldwide trade union federations that form the Global Unions group.

I understand from our sister organisations in the Global Unions that in 2011 Deri-İş, the union which represents the workers at Trexta Manufacturing Facility in Çerkezköy Turkey, started an organising campaign with the legitimate aim of improving the working conditions. This was apparently met with hostility from Trexta management.

I have reason to believe that eight Trexta workers have been dismissed in recent months because of their union work and membership. Other workers have been known to receive warnings by management not to join the union.

From the reports I have received, it is evident that Trexta management is imposing dangerous and potentially unlawful conditions on its workers. There are reports of serious work accidents including loss of limb, and of other serious injuries that have taken place – without subsequent investigation or severance pay. Workers appear to be refused their legal right to paid leave. Moreover, it seems that they have been forced to work longer than the legal limit of eight hours with no overtime pay.

The ITF and its global affiliates believe these alleged acts to  constitute clear violations of fundamental workers' rights and urge you to intervene and ensure that workers are free to join the trade union of their choice without suffering harassment or threats from management. I would also urge you therefore to respond immediately to improve the working conditions.

I would be very interested to hear your comments on this matter and look forward to receiving your timely response.

Yours sincerely,

David Cockroft                                                                                  Mac Urata                           
General Secretary                                                                           Section Secretary



cc:           Ashling Seely, The International Textile, Garment and Leather Workers Federation
                Emre Eren Korkmaz, Deri-İş

3 Şubat 2012 Cuma

Kampana işçileri davayı kazandı

  • 314 GÜNDÜR DİRENEN KAMPANA DERİ İŞÇİLERİ İŞE İADE DAVASI KAZANDILAR


  • Deri-İş Sendikasına üye oldukları için işten atılan ve 314 gündür direnişte olan Kampana Deri işçileri işe iade davasını kazandı.
    Kartal İş Mahkemesi Kampana Deri işçilerinin sendikaya üye oldukları için işten atıldığına ve işe iadelerine karar verdi. Kampana patronu eğer işçileri işe geri almazsa 16 aylık tazminat ödemek zorunda kalacak.
    Öte yandan direnişteki işçilere bugün Sendikal Güç Birliği Platformuna üye sendikaların İstanbul şubeleri de destek ziyaretinde bulundu.
    Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesinde yürüyüş yaparak direnişteki işçilerin yanına gelen şube üyeleri, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Kampana işçisi yalnız degildir” sloganları attı.

    TÜRK-İŞ GENEL KURUL KARARINI UYGULASIN
    Şubeler adına konuşan fabrika önünde açıklama yapan Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm, yasalardaki boşlukları kullanan Kampana patronunun bu kararla geri adım atmak zorunda kaldığını ifade etti. Kampana işçilerinin direnişinin tüm Türkiye’ye yayıldığını, Gerede’de deri işçilerinin, Adana’da ayakkabı işçilerinin talepleri için sokaklara döküldüğünü belirten Gülüm, Sendikal Güç Birliği Platformu olarak bu mücadelelerin içinde olduklarını ve birleştirmek için çalıştıklarını dile getirdi.
    Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi ise AKP hükümetinin işçilerin ellerindeki tüm hakları almak için esnek ve taşeron çalıştırmayı yaygınlaştırdığını ifade etti.
    Kampana Deri işçilerinin mücadelesinin insanca yaşam mücadelesi olduğuna dikkat çeken Servi, esnek ve taşeron çalışmasına karşı yürütülen bir direniş olduğunu söyledi.
    Kampana patronunun hala ayak oyunlarını sürdürdüğüne dikkat çeken Servi, “İşçilerin sendikal haklarından vazgeçirme çabası mahkeme kararıyla boşa düştü. Kampana Deri işçileri işbaşı yapana kadar her türlü anayasal hakkını kullanacaktır” diye konuştu.
    Türk-İş’in son Olağan Genel Kurulunda Kampana ve Savranoğlu Deri işçileri ile dayanışma kararı aldığını, ancak henüz bir adım atmadığını hatırlatan Servi, Türk-İş yönetimini genel kurulun aldığı kararı uygulamaya çağırdı.

    DİRENİŞÇİLERE 26 BİN 830 LİRA YARDIM
    Deri-İş Tuzla Şube Başkanı Binali Tay da 314 gündür süren haklı mücadelenin sonucunda mahkeme kararıyla işe iade edildiklerini söyledi.
    Tuzla Organize Sanayi Bölgesinde tüm patronların Kampana işçilerinin kaybetmesi için çalıştıklarını hatırlatan Tay, bu zaferin Tuzla’daki mücadeleyi yeni bir ivme kazandıracağını dile getirdi. Tay, başta Tuzla olmak üzere taşeronlaşmanın yasaklanması, işçilerin kazanılmış haklarının korunması için mücadeleyi ilerletecek adımlar atacaklarını söyledi.
    Öte yandan ziyarette İstanbul’daki şubeler, üyelerinden topladıkları 26 bin 830 lirayı direnişteki Kampana Deri işçilerine verdiler. (İstanbul/EVRENSEL)
    Güncelleme tarihi: 2012-01-25 06:51:01

    29 Aralık 2011 Perşembe

    Trexta'da mücadele sürecek

    15.12.11) - Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu olan Trexta TR Deri’de Ağustos ayından bu yana örgütlenme mücadelesi yürüten Deri-İş Sendikası bugün (15 Aralık) Çerkezköy Kapaklı’da bulunan Petrol-İş Sendikası Lokali'nde basın toplantısı düzenledi.
    Basın toplantısına Deri-İş Sendikası yöneticileri ve örgütlenme sürecinde Trexta’dan atılan işçiler katıldı.
    Toplantıda ilk sözü alan Deri-İş Sendikası Uzmanı Eren Korkmaz, sürece dair bilgilendirmede bulundu. Trexta’nın Çerkezköy ve Kıraç olmak üzere 2 fabrikasında yaklaşık 800 kişinin çalıştığı bilgisini veren Korkmaz, bu firmanınTürkiye’nin en büyük 1000 ihracatçısı arasında yer aldığını belirtti. Trexta'daki örgütlenme sürecine Ağustos ayında başladıklarını, bugüne kadar 23 işçinin sendikal nedenlerle işten atıldığını ifade eden Kormaz, Trexta’nın kuralsız bir şekilde işçileri sömürdüğünü söyledi. Trexta’da maaşlar düzenli ödenmediğini ve işçilerin büyük çoğunluğunun asgari ücret aldığını söyleyen Deri-İş uzmanı, işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının da gsap edildiğini sözlerine ekledi.
    Çalışanların yüzde 75’inin kadın olduğu fabrikada kreş hakkının da bulunmadığına dikkat çeken Korkmaz, çalışma koşullarının ise son derece sağlıksız olduğunu ve çocuk işçi çalıştırıldığını belirtti.
    Örgütlenme sürecinin başlamasıyla birlikte patronun, çalışma koşullarında bazı değişiklikler yapsa da bunun kalıcı hale gelmesinin toplu sözleşmeli düzene geçilmesiyle sağlanacağını vurgulayan Eren Korkmaz, mücadelenin uluslararası ayağını da örmeye başladıklarını söyledi. Trexta’nın ihracat yaptığı Nokia firması ile bağlantıya geçtiklerini ve Nokia temsilcilerini fabrikaya denetime getirtmeyi sağladıklarını söyledi.
    Eren Korkmaz, işten atılan işçiler işe alınana, fabrikada sendikal nedenlerle yaşanan baskılar ve örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılana kadar mücadelenin devam edeceğini söyleyerek konuşmasını noktaladı.
    İşçiler "kırmızı çizgileri" aştı
    Trexta'da işten atılan kadın işçilerden Gülcan Bilim ve Esma Tuna da toplantıda söz alan fabrikadaki kölece çalışma koşullarına ve baskılara dikkat çektiler. İşçiler üzerinde yoğun bir mesai baskısı olduğunu belirten kadın işçiler mesaiye kalmayan işçiler için servis sağlanmadığını ve izin verilmemekle tehdit edildiklerini belirttiler. Kadın işçilerin çok olmasından kaynaklı örgütlenmekte biraz zorlandıklarını ifade eden işçiler, patronun işçilerin sağlığını hiçbir şekilde düşünmediğinin altını çizdiler. Kimyasallardan etkilenen işçileri ayranla tedavi eden, iş kazası geçiren işçileri ortada bırakan bir anlayışla çalıştıklarını söylediler. Aynı zamanda işyerinde esnek çalışmanın uygulandığını da belittiler.
    İşçilerin konuşmasında ilgi çekici noktalardan biri ise işçileri bölmenin ve parçalamanın en kaba örneklerinden biri olan “kırmızı çizgi” uygulaması oldu. İşçilerin gezebileceği ve girebileceği yerlerin “kırmızı çizgi”lerle belirtildiğini ancak işçilerin bu kırmızı çizgileri aştığını belirttiler.
    Bu yaşadıkları sorunları çözmek için örgütlenmeye karar verdiklerinde ise işten atıldıklarını ancak bu saldırının onları yıldırmayacağını vurgulayan işçiler Trexta’ya sendika girene kadar mücadele vereceklerini ifade ettiler.
    Patronun görüşme talebini reddettiğini ifade eden sendika yöneticileri, uluslararası firmalarla yapılan anlaşmalara uyulması için baskıların arttırılacağını ve örgütlenmeye dair somut planlamaların yapıldığını da söylediler.
    Bölgenin kendi özgünlüklerinden kaynaklı ilk olarak basın toplantısı yapmayı tercih ettiklerini söyleyen Deri-İş yöneticileri bu toplantının aynı zamanda bir uyarı olarak anlaşılması gerektiğinin altını çizdiler. Toplantıda son olarak söz alan Deri-İş Sendikası Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Hasan Uluşan, eğer olumlu bir gelişme olmazsa bir sonraki etkinliklerinin sokakta, fabrikanın önünde olacağını söyledi.
    Kızıl Bayrak / Trakya

    Trexta Tr Deri fabrikasında işçiler örgütleniyor

    ÇERKEZKÖY’DE BULUNAN TREXTA TR DERİ FABRİKASI’NDAN SENDİKA ÜYESİ 20 İŞÇİ ATILDI
    Ruken Tuncel
    Evrensel Gazetesi

    Nokia, Blackberry, Canon ve iPhone gibi uluslararası firmalara aksesuar ve kılıf imalatı yapan, Çerkezköy’de bulunan Trexta Tr Deri Fabrikası patronu işçilerini sendikalı olmak istedikleri için işten attı.

    Büyük çoğunluğu kadın işçilerden oluşan fabrikada çalışma koşullarının kötü olması nedeniyle işçiler Deri-İş Sendikası'nda örgütlenmeye başladı. İşçilerin sendikalaştığını duyan patron ise 20 işçiyi işten attı.

    İşten atılan işçilerden Çiğdem Çakır, 7 yıldır Trexta Tr’de makinacı olarak çalışıyor. Çakır, fabrikada dinlenme saatlerinden, ücretlerine kadar bir çok sorunla karşı karşıya olduklarını kaydetti. 630 kişinin çalıştığı fabrikada 465’nin kadın işçi olduğunu belirten Çakır, “Bizler çok büyük firmalara iş yapıyoruz. Fakat karşılaştığımız en büyük sorunlardan biri ücretlerimizi zamanında ve tam alamamaktır” dedi.

    KAĞIT ÜSTÜNDE VAR GERÇEKTE YOK

    Fabrikada makinaların durmaksızın çalıştığını ücretlerin ise ‘para yok’ denilerek keyfi bir şekilde ödenmediğini dile getiren Çakır, “Sürekli iş yapıyoruz fakat para yok bahanesiyle ücretlerimizi alamıyoruz. Maaşlarımızı sorduğumuzda işveren vekilleri bize ‘maaşlarınızı sormayın, para var da mı vermiyoruz? Bir daha sorarsanız ihtar yersiniz, işten atılırsınız, sokakta bir dünya işsiz var’ gibi sözler söylüyorlar” diye konuştu. Çakır, kadın sayısının bu kadar yüksek olduğu bir fabrikada başlıca sorunlarından birininde kreşin bulunmaması olduğunu dile getirdi. Çakır “Fabrikanın yarısından fazlasının kadınlar oluşturuyor. Büyük çoğunluğuda çocuğu olan insanlar ama fabrikada bildiğimiz kadarıyla kağıt üzerinde kreş var görünüyor ama gerçekte böyle bir şey yok”dedi.
  • ‘SENDİKALI OLMAK İSTEDİĞİMİZ İÇİN ATILDIK’
    Sorunlarının sadece ücretleriyle sınırlı olmadığını aktaran Çakır, “Önceden haber verilmeden çalışma saatimiz bittikten sonra ansızın mesaiye kalacaksınız deniliyor. Kalmak istemeyecek olursak da tehdit ediliyoruz. ‘Çocuğunuz hasta olursa, işiniz çıkarsa gelip bizden izin istemeyin’ şeklinde tehditler savuruyorlar” diye konuştu. Fazla mesaiye kalmak istemedikleri bir iş çıkışında ise fabrika yöneticileri tarafından fabrikada esir alındıklarını, kapıların kapatıldığını ve servislerin kaldırılmadığını ifade eden Çakır, fazla mesailerine de ücret verilmediğini söyledi.
    “Asgari ücretle çalışıyoruz, maaşlarımız iki parça halinde düzensiz veriliyor. Bu durum bizi zaten zorluyorken, fazla mesaiye de ücret vermiyorlar” diyen Çakır, bütün bu çalışma koşullarının zorluklarından kaynaklı sendikalı olmak istediklerini, patron temsilcilerininde bu nedenle kendilerini işten çıkarttıklarını ifade etti.
    İşten çıkartılma nedeni olarak kendilerine performans düşüklüğü gösterildiğini belirten Çakır, “Biz her birimiz en az 4 yıldır o fabrikada çalışıyoruz. Bugüne kadar performans düşüklüğünden dolayı en ufak bir uyarı bile almamışken, biz bu nedenle işten çıkartılıyoruz. İstenilenden fazla iş çıkartan ve fabrikanın her alanın da çalışan elemanlardık” diye konuştu.
    ‘SÜRGÜN EDİLİYORDUK’
    Trexta Tr’de yaklaşık 3 yıldır çalışan Gülcan Bilim, daha önce gerekçe gösterilmeden bir kez işten çıkartıldığını ve bir yıl sonra tekrar geri çağrıldığını, bu defa da performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işten atıldığını söyledi. Fabrikada sendikalı olmak istediklerini ve bunun için girişimlerde bulunduklarını kaydeden Bilim, “Bizler daha insani daha iyi koşullarda çalışmak için sendikalı olmak istiyorduk. Ve bunun için girişimlerde bulunduk. Fakat işveren temsilcileri bundan heberdar oldu ve bizi fabrika içinde ordan oraya sürgün ettiler. Çalışma yerlerimiz sürekli değiştiriliyordu” diye konuştu. Bilim, patron temsilcilerinin isteklerini karşılamayınca da sürgüne edildiklerini belirterek, “Mesela mesai kalmamızı istiyorlardı. Kalmayacak olursak, ertesi gün kendimizi başka bir işin başında buluyorduk. Makinacı, ilaç odasına, ilaç odasında ki makasa veriliyordu” dedi.
    ‘AYRIM YAPILIYOR’
    Eşiyle aynı yerde çalışan işten atılanlar arasında olan Halil Bilim ise, personellerin beyaz yakalılar ve mavi yakalılar diye ayırdıklarını, mavi yakalıların işçilerden, beyaz yakalılarınsa personellerden oluştuğunu ifade etti. Beyaz yakalılarla aralarında renk farkının ve onların sahip oldukları haklar dışında hiçbir fark olmadığını dile getiren Bilim, “Bizler beyaz yakalılarla aynı ücreti alıyoruz mesela, ama onlar ücretini zamannında ve tam alırken, biz iki parça halinde ve geç alıyoruz. Beyaz yakalılar 45 dakika mola kullanıyorken biz 30 dakika kullanıyoruz” diye konuştu. Bilim, fabrika içerisinde kırmızı boyalarla alanlar çizildiğini, bu alanları beyaz yakalı işçiler geçince hiçbir sorun yaşanmadığını ama mavi yakalı işçiler geçince ihtar yediğini söyledi.
    Bu uygulamanın tamamen keyfi yapıldığını, o alanlarda dolaşılmayı engelleyen bir durum söz konusu olmadığını belirten Bilim, fabrikanın 630 çalışanın bulunduğuna dikkat çekerek, “Bu kadar insanın çalıştığı bir fabrikada dinlenme salonu yok. Yemekhane yemek saatleri dışında kapalı. Bu kadar insan sıcakta soğukta bahçede ayakta geçiriyor dinlenme saatini” dedi. (Çerkezköy/EVRENSEL)

    ‘UÇUCU MADDELERİN İÇİNDE ÇALIŞIYORUZ’

    İş sağlığı ve güvenliği konusunda da hiçbir tedbir alınmadığına dikkat çeken Hatice Aksüt, “Biz tiner, bali gibi ucucu maddeler ve kimyasallarla çalışıyoruz. Yaptığımız kılıfların tozuda cabası. Havalandırmalarımız çalışmıyor. Uçucu maddeler için kullandığımız maskeler ise, eczanelerde satılan basit maskeler ve hiçbir koruma görevide yok” diye konuştu.
    Aksüt, ilaç bölümünde çalıştırılan işçilerin dönüşümlü olarak çalıştırıldığını ama ustayla problemi olan işçilerin aralıksız iki ay bu bölümde çalıştırıldığını ifade etti. İlaç bölümünde çalışan arkadaşlarından iki kişinin sağlık sorunu yaşamaya başladığını dile getiren Aksüt, “İki arkadaşımız ilaç bölümünde çalışırken sağlık sorunu yaşadı. Bir arkadaşımız doktora gittiğinde doktorun kendisine ucucu maddelerin içerisinde çalışmaması gerektiğine dair rapor verdi. Arkadaşımız bölümün değiştirilmesi için birim sorumlusuna raporlarıyla başvurdu. Fakat yeri değiştirilmedi ve işten çıkmak zorunda kaldı” dedi. Aksüt, dikiş makinalarında olan koruyucu önlemlerin de yetersiz olduğunu, makinada çalışan iki arkadaşlarının da parmağını makinaya kaptırdığını ifade etti.

    ‘TUVALET KAPILARINI KİLİTLİYORLAR’

    4 yıldır Trexta Tr Deri fabrikasında çalışan Şengül Günay’da işten atılanlar arasında. Ona da diğer arkadaşları gibi performans düşüklüğü gerekçe gösterilmiş.
    Günay, bunun bir bahane olduğunu, işten atılmalarının asıl nedeninin sendikalı olmak istemelerinden kaynaklandığını kaydetti. Sendikalı olmak için bir çok nedenleri olduğunu vurgulayan Günay, “İşimiz gereği yanı başımızda çalışan arkadaşla dialog kurmak zorunda kalıyoruz. Fakat işyerinde konuşmak yasak olduğundan bu bizim ihtar yememize ve hakkımızda tutanak tutulmasına neden oluyor” diye konuştu. Günay, odalara çekilerek haklarında tutulan tutanakların baskı yoluyla imzalatılmak istendiğini, imzalamadıkları takdirde ise patron temsilcileri tarafından ‘imzalamazsan ben senin imzanı taklit ederim’ denildiğini ifade etti.
    İnsanın temel ihtiyaçları arasında yer alan tuvalet ihtiyacına bile sınırlama konulduğunu aktaran Günay, “Tuvalet kapılarını kilitliyorlar, tuvalete gitmek için birim sorumlularından anahtarı alıyoruz ve zaman tutuyorlar. Beş dakikada eğer dönmezsek, hakkımızda tutanak tutuluyor” dedi. Günay, işten atılmalarının ardından, fabrikada çalışmaya devam eden arkadaşlarına da psikolojik baskılar yapıldığını belirterek, “İşveren temsilcileri bizler için, ‘onlar bazı faaliyetlare katıldılar ve işten atıldılar. Sizde bulaşırsanız sizin de sonunuz onlar gibi olur. Onlar ergenokoncular, örgütçüler’ deniliyor” dedi.
    Güncelleme tarihi: 2011-10-30